|
|
| |
 |
|
|
|
Hulusi Şentürk
|
RÖPORTAJ
PENDİK BELEDİYE BAŞKANI SALİH KENAN ŞAHİN İLE…
|
|
|
|
Eser Şentürk
|
RÖPORTAJ
TUZLA BELEDİYE BAŞKANIMIZ SADİ YAZICI İLE…
|
|
|
|
|
Ahmet Hamdi AYDIN
|
MAKALE
Genel bütçe-Uluslararası Fon Kaynakları-Özerklik Üçgeninde Belediyeler
|
Bir kamu yönetimi birimi olan belediye tipik bir “yer yerinden yönetim (yerel yönetim)” birimidir. Bir kamu kurumunu merkezden ya da yerinden yönetim yapan üç konu vardır: Kamu hizmetlerine ilişkin politika belirleme ve karar alma yetkisinin merkezin veya yerinden yönetim birimlerinin elinde olması, kamu hizmetleri için gerekli finansal kaynakların ve giderlerin merkezden veya yerinden yönetilmesi, tüm personel işlemlerinin merkezden veya yerinden yürütülmesi (Eryılmaz, 2006: 59).
Bu üç konu (karar alma, finans ve personel) ile ilgili işlemler merkezden değil de yerinden yapılıyorsa orada bir yerinden yönetim birimi vardır. Bu işlemlerin yerinden yapılması da yerinden yönetim birimlerinin en belirgin ve olmazsa olmaz özelliklerinden birisi olan “özerklik” ilkesinin olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bir yönetsel birim, örneğin bir belediye bu işlemlerden birisini bulunduğu yerde yapamıyorsa, örneğin finansal kaynakları yoksa ve bu ihtiyacı çoğunlukla merkezi yönetim tarafından veya genel bütçe kaynağından karşılanıyorsa, o belediyenin özerkliği tartışmalı hale gelir. Bu nedenle belediyelerin mevcut yasal gelirleri yetmezse, merkezden daha çok finanse edilerek özerkliği zedeleyeceğine, projeler geliştirilerek ulusal ve uluslar arası fon kaynaklarından yararlanmak yoluna gitmek, özerklik ilkesi bakımından daha doğru, yararlı, bilimsel ve rasyonel olur.
Bu yazıda belediyeleri, gelir ve giderleri durumuna etkisi yönüyle genel bütçe –uluslararası fon kaynakları – özerklik üçgeninde ele alarak, bu üçgende sıkışması halinde nasıl hareket edilmesi gerektiği sorusuna cevap bulmak üzere tartışmak istiyorum.
|
|
CİHAT ASLANOĞLU
|
MAKALE
Uluslar arası Fon Kullanımında Pendik Belediyesi
|
|
|
|
Zehra TAŞKESENLİOĞLU
|
MAKALE
YÖNETİM KAPASİTESİNİN GÜÇLENDİRİLMESİNDE AB MALİ YARDIMLARI
|
İçinde bulunulan 21. yüzyılda büyük bir hızla, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda değişim ve gelişim meydana gelmektedir. Bu süreçte birçok kavram yeniden ele alınmakta, yeninden anlam kazanmaktadır. Toplumlar sanayi toplumundan bilgi toplumuna yönelik bir dönüşüm gerçekleştirirken, devletler ulu devlet dünyasından ulus üstü devletler dünyasına doğru hızla ilerlemektedir. Bir yandan globalleşme kavramı ve buna bağlı olarak homojen bir dünyanın varlığından söz edilmeye başlanırken bir yandan da artık yerellik önem kazanmaya başlamıştır. Yerelleşme ve globalleşme süreçleri bu anlamı ile birbirine zıt gibi görünmüş olunsa bile aslında farklı kültürlerin yerelleşme kavramı ile daha belirgin olunması sağlanırken, globalleşme ile beraber de bu kültürlerin birbirleri ile etkileşimi sonucu sanki tek bir dünya oluşturulmaktadır. Bundan dolayı yerellik ve globallik aslında birbirini bütünleyen iki kavram olmaktadır.
Tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan ise bilgi toplumuna dönüşüm aynı zamanda halkın da yaşam alanlarının kırsal yerine kentsel alanlara kayması sonucunu da doğurmuştur. Aynı zamanda ulus devletlerin modern dönemlere ait anlamlarını ve fonksiyonlarını yitirmeleri sonucu kentler ekonomik ve sosyal açıdan daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. 21. yy da artık merkezi yönetim yerine kent yönetimi ve yerel yönetim ön plana çıkmaya başlamıştır.
21. yy da ortaya çıkan bu kent kavramı ve yerel yönetim kavramı aslında içinde barındırdığı bireyler için (kentlilerin- ya da yerel halkın) daha modern, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürebilmeleri için yeni bir yönetim anlayışını da beraberinde getirmiştir. Yeni yerel yönetim anlayışında kentli birey artık sadece temel kent hizmetlerini talep etmemekte bunların yanı sıra sosyal bir varlık olarak da farklı beklentiler ve talepler içinde olmaktadır. Bu durumda kent yönetiminin maddi gücünün çok kuvvetli olması bile bu sınırsız ve farklı ihtiyaçların optimum bir şekilde karşılanması için yeterli olmamaktadır. Bu durumda kent yönetimi için kendi kaynaklarından daha farklı kaynakları bulma ve bunlardan finans elde etmesi sonucunu meydana getirmiştir. Pek tabiki bu farklı finans kaynakları borç, bağış veya yeni vergi salınmaları sonucu alternatif gelir kaynakları meydana getirme olduğu gibi aynı zamanda uluslar arası birliklerin ve –veya ulus üstü kuruluşlardan sağlanacak olan fonlarda olmaktadır. Bu çalışmanın amacı da ulus üstü bir birlik olan Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye'nin, öncelikle kentlerde yaşayan yurttaşlarının daha sağlıklı, modern, çağdaş ve daha insani bir yaşam sürebilmeleri için gerekli olan çalışmalar için birlik kaynaklardan elde edilecek olan fonlar hakkında kısa bir bilgi vermektir. Çalışmada AB açısından yerel yönetimler ve Türkiye’nin AB sürecinde yerel yönetimlerin rolü ve rolün yerine getirilmesin de katılım öncesi mali aracın genel yapısı hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır.
|
|
Haktan Sevsay
|
MAKALE
AVRUPA BİRLİĞİ HİBE PROJELERİ VE YEREL YÖNETİMLER
|
|
|
|
Servet Koçak
|
MAKALE
AVRUPA İŞLETMELER AĞI (ENTERPRISE EUROPE NETWORK)
|
|
|
|
Osman Danış
|
MAKALE
ARTIK DEĞİŞİM ZAMANI...
|
|
|
|
Hasan H. CAN
|
MAKALE
Belediyelerin Yurt Dışı Ortak Hizmet ve Proje Giderlerine İlişkin Olarak Verilen Anayasa mahkemesi Kararı Hakkında Bir Değerlendirme
|
|
|
|
Muharrem ES
|
MAKALE
BİLGİ TOPLUMUNUN YENİ YÜZÜ BİLGİ KENTLERİ
|
20. yüzyılın belirleyici özelliği sanayileşme ve sanayileşmenin sonucu olan kentleşmedir. yine 21. Yüzyıla damgasını vuracak büyük kentler olacaktır. Günümüzde büyük kentler üzerine iki farklı düşünce birbirleriyle çekişmektedir. Bu çekişen iki fikir büyük kentlerin gerçekten gelecek yüzyılda önemlerinin artacağına delildir. Çünkü bir taraftan her yerde büyük kentlerin kriz içinde olduğundan bahsedilirken, diğer taraftan aynı kentlerin ulus devletinin önüne geçen kentlerin dinamikleri ve krizleri arasındaki denge, büyük kent üzerine sürdürülen iddeanın ana teması olacaktır.
Çağımıza adını veren bilginin ve buna dayalı yüksek teknolojinin, milletlerin sosyo ekonomik hayatının gelişmesinde oynamaya başladığı hayati önemdeki başrol, bilgi gücünün üretilmesinin, işlenmesinin ve satılmasının belli kurallar ve kurumlar çerçevesinde gerçekleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu amaçla bilim ve teknoloji politikaları oluşturulması ve bu politikaların hayata geçirilmesi için çeşitli bilgi üretim ve dağıtım organizasyonlarının yapılmasına, bilgi gücünün sermaye ve emek gücüyle verimli bir işbirliği içine sokulmasına yönelik yapılanmalara gidilmesi gibi çalışmalar, devletin bu konularda devreye girmesini gerekli kılmaktadır. Sanayi-Üniversite-Devlet (SÜD) ilişkisini sağlam ve sağlıklı bir zeminde gerçekleştirerek yeni ve ileri teknolojilerin üretimini amaçlayan bilim ve teknoloji merkezlerinin kurulması bu konuda yapılan somut çalışmaların temelini oluşturmaktadır. En genel anlamda, adına bilgi kentleri denilen bu merkezler, bugün bilgi toplumu aşamasına yükselen ülkelerin bu seviyeye gelmelerinde itici motor görevi üstlenmişler, sayıları ve nitelikleri her geçen gün hızla artma eğilimi göstermektedir.
Bilgi toplumu olabilmenin önemli araçlarından biri olan bilgi kentleri olgusu, geleneksel sanayileşme stratejilerinin terk edilmeye başlandığı, iç pazarın dış pazara, dış pazarın da iç pazara dönüştüğü, acımasız yok edici rekabet şartlarının hüküm sürdüğü günümüz dünyasında ülkelerin ve firmaların can kurtaran simidi olmaktadır. Bilgi kentleri çeşitli kaynaklarda teknopark, teknokent, teknoloji parkı gibi adlarla ifâdelendirilmektedir. Biz gerek içinde yaşadığımız zaman diliminin bilgi çağı olarak adlandırılmasını, gerekse insanlığın küresel gelişim sürecinde bugün ulaştığı son aşamanın bilgi toplumu olmasını, bütün bu gelişmelerin temelinde teknolojinin takip edilemez bir hızla artmasını ve teknolojinin temelinde de bilimsel bilgiyi üretmenin, kullanmanın, depolamanın ve iletmenin yatmasını vurgulamak için bu merkezlere bilgi kentleri demeyi uygun bulduk
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 | | |