Kullanıcı Adı :   
Parola :   
Beni Hatırla Üye Ol
   
 
     
  
 
 
Yerel Siyaset
Hulusi ŞENTÜRK
Modern Kent Yönetimi
Erol KAYA
Hulusi ŞENTÜRK
Osman DANIŞ
Sami ŞİMŞEK
Belediyecilik Terimleri
Hulusi ŞENTÜRK
KENT ESNAF VE ZANAATKARLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Fatih YÜCEL
Isparta Toplantıları 6
Hulusi ŞENTÜRK
Isparta Toplantıları 7
Hulusi ŞENTÜRK
 
 
Yerel Siyaset - TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ’NİN ÖRGÜTLENMESİ:<BR>MERKEZDEN YÖNETİM – YERİNDEN YÖNETİM AYRIMI
TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ’NİN ÖRGÜTLENMESİ:
MERKEZDEN YÖNETİM – YERİNDEN YÖNETİM AYRIMI
   
Merkezden yönetim, kamu hizmetlerinde birlik ve bütünlüğü sağlamak amacıyla hizmetlerin ve bu hizmetlere ilişkin karar ve faaliyetlerin merkezi hükümet ve merkezi hükümetin hiyerarşik yapılanması içerisindeki örgütlerce yürütülmesidir. Yerinden yönetim ise, kamu hizmetlerine ilişkin hizmetlerin ve bu hizmetlere ilişkin karar ve işlemlerin, hizmetin yapılacağı yere en yakın yönetim birimince yapılmasını ifade eder. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın Türkiye’nin de kabul ettiği 4. Maddesinin 2. fıkrasında “Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri gözönünde bulundurulmalıdır.” denilmektedir.

Devlet yönetimi terminolojisinde kullanılan “subsidiarite” terimi, kavram olarak "yerellik", "ikincil" durumda bulunma, "yardımcılık" sözcüklerinin yerel, ikincil, yardımcı sıfatına sahip olmayı anlatır. Gerçekten de subsidiarite kelimesinin sıfat olarak anlamı, bir eylemi, bir davranışı, bir kişiyi ya da bir kurumu güçlendirmeye yarayan, onlara destek ve yardımcı olan, yedek ve ikincil kavramlarıyla özdeştir. Dolayısıyla subsidiarite ilkesi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda da belirtildiği gibi, sadece üst idari birim ile alt idari birim arasında müdahalenin karşılıklı olarak sınırlandırması anlamına gelmez, aynı zamanda, alt idari birim için belirtilen hedefin gerçekleştirilmesi ve başlatılması görevini verir. Alt birim, aynı işi, eğer tek başına üst veya büyük organdan daha iyi gerçekleştirebilecekse, başarabilecekse ancak o zaman harekete geçecektir. Yani hizmetin mutlak anlamda yerel yönetimce yapılması anlamına gelmemekte, o hizmeti yapabilecek güce ve kaynağa da sahip olması gerekmektedir.

Merkezden yönetim de, yerinden yönetim de siyasi ve idari olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Siyasi merkezden yönetim, bir ülkede yasama organının ve hükümetin tek olmasını ve dolayısıyla siyasi otoritenin tamamen merkezi iktidarda toplanmasını ifade eder. Siyasi merkeziyetçiliğe göre örgütlenen devlete, üniter devlet yani tekçi devlet denir. Üniter, Fransızca unitaire sözcüğünden türemekte; birlikçi, birlikten yana, birleştirici (siyaset) veya merkeziyetçi anlamlarına gelmektedir. İdari merkeziyetçilik ise, kamu otoritesinin merkezileştirilmesi anlamına gelmektedir. Kamu hizmetlerine ilişkin politikaların belirlenmesi ve kararların alınması yetkisi merkezi organlarda toplandığı gibi bunların yürütülmesine ilişkin insiyatif de bu organların eline verilmiştir. Merkezin hiyerarşik yapısı içinde yer alan alt birimlere, bölge ve il kuruluşlarına geniş takdir yetkisi tanınmaz. İdari merkeziyetçilik, siyasi merkeziyetçiliğin bir sonucudur. Çünkü siyasi bakımdan merkeziyetçi yönetim olmayan bir devlette, idari merkeziyetçilik gerçekleşmez.

Siyasi yerinden yönetim, siyasi gücün, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında paylaşımı demektir. Bu yönetim biçiminde yerel yönetimlere yasama ve yürütme konularında kısmi bağımsızlık verilmiştir. Siyasi yerinden yönetim, federal devlet sistemini yani federalizmi doğurmuştur. Federalizm, Fransızca fédéralisme sözcüğünden türemiş ve birçok devletin özel yasalara ve bağımsızlığa sahip olarak tek bir devlet durumunda birleşmeleri yöntemi anlamına gelmektedir. Federalizm, üniter devlet siteminden farklı ve onun tersi bir devlet sistemidir. İdari yerinden yönetim ise, yerel özelliklere sahip bazı kamusal hizmetlerin ve ekonomik, ticari, teknik, kültürel bazı hizmetlerin merkezi yönetimin hiyerarşisinin dışındaki kamu tüzel kişilerince yapılmasıdır. İdari yerinden yönetim de fonksiyonel (hizmet) yerinden yönetim ve coğrafi yerinden yönetim olarak ikiye ayrılmaktadır. Fonsiyonel yerinden yönetim, belirli bazı kamusal hizmetlerin özerk kuruluşlar eliyle yürütülmesidir. Kamu iktisadi teşekkülleri, üniversiteler, barolar, odalar ve borsalar bu yönetim biçiminin örnekleridir. Coğrafi yerinden yönetim de, Anayasa’nın 127. Maddesi’nde belirtilen mahalli müşterek ihtiyaçları karşılamak üzere kurulan ve karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan ve merkezi yönetime bağlı olmayan il, belediye, köy gibi belirli bir coğrafi alanla sınırlı olan yönetim biçimidir. Ancak Türkiye’de durum daha merkezcidir. Anayasa’nın 123. Maddesi’nde; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır.” denilmektedir. Yine 127. Maddede; “Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir.”denilmektedir.

Coğrafi yerinden yönetim, hemşehriler arasında yardımlaşma, dayanışma birliktelik duygularının gelişimine katkı sağlamaktadır. Bu da siyasetin doğasından kaynaklanan bir durumdur. Siyaset, özünde bir iktidara talip olmayı, çatışmayı barındırdığı gibi aynı zamanda da insanlar arasında bir uzlaşma da meydana getirmektedir. Bu nedenle yerel yönetim organlarınca alınan kararlar ve yapılan hizmetlerde bir uzlaşma oluşmakta bu da toplumsal barışa katkı sağlamaktadır. 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 13. Maddesinde Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma hakları vardır denilmektedir.

Türkiye’de son zamanlarda dünyadaki gelişmelere paralel olarak yerinden yönetimleştirme olarak adlandırılan “desantralizasyon” düşüncesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Desantralizasyon, merkezi yönetimden yerel yönetimlere görev, yetki ve kaynak aktarımını ifade etmektedir. Son zamanlarda ilk olarak Dünya Bankası’nın politikalarındaki değişimle ilişkili olarak ortaya çıkan yönetişim, hem küresel ve yerel boyutları, hem de ekonomik, yönetsel, siyasal ve kültürel boyutları olan bir kavramdır. Kamusal karar otoriteleriyle birlikte yönetim süreçlerine dahil olacak olan sivil toplum kuruluşları hem yerel hem de küresel alanda etkinlikleri olan kuruluşlardır. Bu nedenle yönetişim, yerel ve küresel aktörlerin devletle birlikte ekonomik, sosyal ve siyasal kararlarda söz sahibi olması olarak tanımlanabilir. Yönetişim, bireyin toplumsal ve siyasal rollerini de yeniden tanımlamaktadır. Bu anlamda yönetişim, toplumsal ölçekte, bireyi pasif ve himaye edilen bir konumdan çıkarmakta, kamusal alanda etkin ve eylemde bulunma kudretine sahip bir konuma geçirmektedir. Avrupa Birliği’nin de önem verdiği yönetişim kavramı, bu bağlamda, yerel yönetim sistemini destekler ve onunla bir bütün oluşturur. Yerel yönetim kuruluşlarının yerel aktörler, STK’lar, yerel basın, meslek örgütleri, siyasal partiler, kamuoyu ve olabildiği ölçüde merkezi yönetim kuruluşlarınca işbirliği içerisinde çalışması topyekün anlamda bir hizmet seferberliğini de beraberinde getirecektir.

Üniter devlet sisteminin, halkın kamu hizmetlerine karşı ilgisini azalttığı düşünülmektedir. Bu düşünce, herşeyi merkezi idarenin yapması, dolayısıyla merkezi bürokrasinin vatandaşları tembelleştirici özelliğinden kaynaklanmaktadır. Üniter devlet sistemi, kamu hizmetlerine karşı ilgiyi azaltsa da siyasi katılmayı engellememekte, aksine arttırmaktadır. İngiltere, Japonya, Türkiye’de bu sistem uygulanmaktadır. Federalizm, bir ülkedeki çeşitli siyasi, kültürel ve ekonomik sorunlara çözüm arayışının bir sonucudur. Federal yapı ile din, dil, ve etnik bakımdan farklılık gösteren topluluklar, kendi kimliklerini belirli ölçüde koruyup geliştirebilmekte ve merkezi hükümetin politikalarından daha az etkilenmektedir. İspanya, Almanya, ABD, Rusya, İsviçre gibi ülkelerde bu sistem uygulanmaktadır.

Üniter yapının bu olumsuzlukları ile federalizmin ülkede bölünmelere yol açabilecek özellikleri bir arada değerlendirildiğinde, daha kaliteli, ekonomik, etkili, verimli, saydam, demokratik bir kamu hizmetinin sağlanabilmesi için, bir orta yolun bulunması gerektiği açıktır. Bu orta yolun da her halükarda desantralizasyon (yerinden yönetimleştirme), subsidiarite (hizmette yerellik) ve yönetişim kavramlarıyla yavaş yavaş bulunabileceğine olan inanç giderek kuvvetlenmektedir. Merkezi yönetimin de, yerel yönetimlere güvenmesi gerekmektedir. Yerel yönetimler üzerinde etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması ile, merkezi yönetimin, bu konudaki bütün çekinceleri yok olmalı ve yerinden yönetime gereken önem verilmelidir.
Gündüz ŞAN    
8. Sayıdan    

  Yazarın Diğer Yazıları
  • EKONOMİK SİSTEMLER ve KAMU YÖNETİMİ PARADİGMASINDAKİ DEĞİŞİM TEMELİNDE KAMUSAL ve YEREL MAL ve HİZMET KAVRAMININ KAPSAMINDAKİ DEĞİŞİMİN YÖNETİMDE REFORM BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ-III
  • Ekonomik Sistemler ve Kamu Yönetimi Paradigmasındaki Değişim Temelinde Kamusal ve
    Yerel Mal ve Hizmet Kavramının Kapsamındaki Değişimin Yönetimde Reform Bağlamında Değerlendirilmesi
  • Ekonomik Sistemler Ve Kamu Yönetimi Paradigmasındaki Değişim Temelinde Kamusal Ve
    Yerel Mal Ve Hizmet Kavramının Kapsamındaki Değişimin Yönetimde Reform Bağlamında
    Değerlendirilmesi
  • OSMANLI’DAN CUMHURİYETE TÜRKİYE’DE BELEDİYE SEÇİMLERİ
  • İTALYA' DA YEREL YÖNETİMLER–2
  • İTALYA' DA YEREL YÖNETİMLER
  • AVRUPA BİRLİĞİ VE YEREL YÖNETİMLER BAĞLAMINDA SUBSİDİARİTE (YERİNDENLİK) İLKESİ
  • Demokratik Toplumlar ve
    Siyasi Partilerde Parti Disiplini ve Parti İçi Demokrasi
    Kültürünün Yerleşmesi


      Haberler
     
     

    Bu yıl ülkemizde yaz mevsimi alışıldık mevsimler şartların ötesinde, bol yağmurlu olarak geçiyor

     
    YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
    Ahmet Hamdi AYDIN
    E-BELEDİYECİLİK YA DA DİJİTAL KENTLER
    M. Akif ÇUKURÇAYIR
    KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
    Erol KAYA
    BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
    Hulusi ŞENTÜRK
    Son Sayıdan Tüm Yazılar
    En Çok Okunanlar