Kullanıcı Adı :   
Parola :   
Beni Hatırla Üye Ol
   
 
     
  
 
 
Yerel Siyaset
Hulusi ŞENTÜRK
Modern Kent Yönetimi
Erol KAYA
Hulusi ŞENTÜRK
Osman DANIŞ
Sami ŞİMŞEK
Belediyecilik Terimleri
Hulusi ŞENTÜRK
KENT ESNAF VE ZANAATKARLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Fatih YÜCEL
Isparta Toplantıları 6
Hulusi ŞENTÜRK
Isparta Toplantıları 7
Hulusi ŞENTÜRK
 
 
Yerel Siyaset - KENTSEL YAŞAM KALİTESİNİN SAĞLANMASINDA KENTSEL İŞBİRLİĞİNİN GEREKLİLİĞİ
KENTSEL YAŞAM KALİTESİNİN SAĞLANMASINDA KENTSEL İŞBİRLİĞİNİN GEREKLİLİĞİ    
Giriş

İnsanların yaşam kalitesi, bireyin ihtiyaçlarını karşılama niteliklerine sahip bir çevreyle olan etkileşiminin dışa vuruşunun bir göstergesidir. Bu dışa vuruş, bireyin yaşam kalitesinin gittikçe artan seviyede onu huzurlu ve mutlu yapması ve bunun kentsel yaşama ait ihtiyaçlar hiyerarşisindeki tatmini ile yakından ilgilidir. Bireyin yaşam kalitesi, huzur ve mutluluğu kentsel huzur ve yaşam kalitesinden bağımsız olmayıp sürekli bir etkileşim içersindedir. Kentsel yaşam kalitesinin geliştirilmesinde toplam kalite yönetimi felsefesinin uygulanmasında, kent yaşamıyla ilgili tüm unsurların/paydaşların (merkezi ve yerel yönetimlerin, özel sektörün, sivil toplum örgütlerinin ve kentlilerin) sıkı ve devamlı bir işbirliğinin uygulanması bir zorunluluktur.



1-Toplam Kalite Yönetimi ve Yaşam Kalitesi

Berlin Duvarı’nın yıkıldığı liberal hareketlerin tüm dünyada hızlı bir şekilde yayıldığı küreselleşme sürecinde Toplam Kalite Yönetimi olarak adlandırılan yeni yönetim anlayışının tüm dünyada hızla yayıldığını görmekteyiz. Toplam Kalite Yönetimi, özel işletmelerin yanında kamu ve üçüncü sektör kuruluşlarını da içine alan yeni yönetim anlayışını öğrenme ve uygulama çabalarını hızlandırmışlardır. Öte yandan tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde devlet ve yerel yönetim faaliyetlerinin sürekli genişlemesi hem makro-ekonomik sorunların, hem de yönetimle ilgili sorunların artmasına neden olmuştur. Bu sorunlar yeni liberal felsefe çerçevesinde kamuya ait alanın yeniden tanımlanıp yapılandırılması ve yerel ve genel düzeydeki kamu faaliyetlerinin sınırlandırılması görüşlerini yaygınlaştırmıştır. Birçok ülkede bir taraftan yerel yönetimlere daha fazla yetki ve görev verilmesi, özelleştirme ile devletin ekonomideki rolü ve görevleri daraltılmaya çalışılırken, öte yanda merkezi ve yerel yönetim birimlerince sunulan kamu hizmetlerinde kalitenin ve verimliliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir(Aktan, 1999;2). Toplam Kalite yönetiminin önemli gelişme alanlarından biri de insan hakları, insani değerler, kişilik gibi insan faktörlerinin yönetimlerdeki önemini ön plana çıkmasını sağlayan alanlarda olmaktadır(Merter, 2006:48). Toplam Kalite Yönetiminin uygulanması farklı mekânlarda olabileceği gibi, insanların yoğun bir şekilde varlıklarını devam ettirmeye çalıştıkları yerleşim yerlerinde kentsel yaşam kalitesinin gerçekleştirilmesi ve kentsel hizmetlerin yürütülmesinde merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin sıkı bir işbirliği içinde çalışma alanında da olumlu katkılarını olacağı kaçınılmazdır.



Günümüzde bizlere hoş gelen veya korkutan birçok kelimeyle yan yana kullanılan yerel yönetimlere ilişkin tartışmalara, konuşmalara ve yazılara rastlamaktayız. Bütün bu tartışmaların odak noktasında hiç şüphesiz insan bulunmaktadır. Yaşamımızı sürdürüp gittiğimiz dünyada çevremize baktığımızda, gördüğümüz her şeyin insan için dizayn edilip insanın kontrolüne verildiğini görürüz. İnsan bu gücünü kullanırken hem kendisini hem de kendisinin dışındaki diğer canlıları ve doğayı dikkate almak zorundadır. İnsanoğlu yaşam denilen süreçte yalnız olmayıp, kendisinin dışındaki varlıkların durumundan olumlu ya da olumsuz etkilenmektedir. İnsanlar arasında yayılan bulaşıcı ve öldürücü hastalıklar, hayvanlar arasında veya hayvanlardan insanlara geçebilen hastalıklar, yediğimiz gıdaların sağlıklı olması ve doğa olaylarındaki değişmeler ve doğal afetler insanları etkilemektedir. Mutluluk denilen olgu sadece tek başımıza bizim mutlu olmamıza bağlı olmayıp bizim dışımızdaki unsurlarla da yakından ilgilidir. Kendi başımıza yakalayacağımız mutluluk, bizim iç dünyamızla, huzurlu olmamızla, olaylara ve dünyaya bakışımızla bir paralellik göstermektedir ve mutlu insan olmanın en önemli noktası da budur. Bununla birlikte, toplum içinde yaşayan insan tek başına olduğunda bile hiçbir zaman yalnız olmadığının, kendisinin dışında diğer varlıklara, insanlara, hayvanlara ve çevreye karşı sorumlulukları olduğunun bilinci içinde olmalıdır. Şüphesiz insanın huzurlu ve mutlu olmasıyla ilgili, değişik inanç ve düşünce sistemlerinin, bilim adamlarının, yöneticilerin, araştırmacıların ve bireylerin çok farklı veya birbirine benzer yaklaşımları vardır. Huzurlu ve yaşam kalitesini yakalamış olan birey iç ve dış dünyasındaki ahenk ile bunu gerçekleştirebilir. Bireyin iç dünyası kendi psikolojik durumuyla ilgiliyken; dış dünyasıyla ilgili olan olgular onun sosyal açıdan kentlileşmesiyle yani aile, iş ve çevresiyle kişisel ve toplumsal etkileşimiyle ilgilidir(Başaran,2006:46).



2-Merkezi ve Yerel Yönetimlerin Kentsel İşbirliği

Dünyada ve ülkemizdeki insanların çoğunun kentlerde yaşadığı ve kentlerin hızla büyüme trendine girdiği dikkate alındığında; hem kentlerde oluşan sorunlarla mücadele edilmesi ve kentlerde yaşayanların yaşam kalitesinin artırılması için devletin, yerel yönetimlerin, özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının ve hemşerilerin devamlı bir çaba içersinde olması gerekmektedir. Kentte yaşayan insanların huzur, güvenlik ve yaşam kalitesinin oluşmasında merkezi ve yerel/özel birimler tarafından sunulan hizmetlerin niteliği ve tatmin kalitesinin önemi büyüktür.



Ülkemizde yönetimler arasındaki ilişkiler ve sınırlar genel olarak mali etkinlik ve adalet düşüncelerine göre değil, aksine büyük ölçüde tarihsel, siyasal ve hizmetlerin sunulduğu yer gibi ekonomik faktörlere göre belirlenmiştir. Bu nedenle kentsel hizmetlerin yürütülmesi etkin olmayan bir biçimde yönetim sınırları ile uygun olmayan biçimde paylaşılmış mali görev ve yetkilerle karşı karşıya kalınması sonucunu doğurmuştur. Günümüzde kentsel hizmetlerle ilgili olarak yerel yönetim düzeyinde, hem kamu hem de özel kesim faaliyetlerinden doğan fayda ve maliyet tartışmalarının olması söz konusu olmaktadır. Yerel yönetimler ile merkezi yönetim kentsel mekânlarda aynı vatandaş kitlesine hizmet etmekte, yerel yönetimlerle ilgili politikalar genel hatlarıyla ulusal düzeyde merkezi idare tarafından belirlenmektedir. Yerel yönetimin de, kanunlardan almış olduğu yetkiye dayanarak bu politikaları yorumlamak ve yerel kaynakların yürüttükleri hizmetlere en uygun sonuçlar verecek alanlara aktarma konusunda takdir yetkisi vardır. Yerel yönetimler, birçok yerel kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinde merkezi idare ile işbirliği yapmaktadırlar. Her ne kadar merkezi yönetim tarafından belediyelerin gelir kaynaklarının iyileştirilmesiyle ilgili düzenlemelere gidilip, merkezi yönetimin bu yöndeki çalışmalarına rağmen; belediyelere yeterli kaynak aktarımı süreci ülkedeki genel ekonomik yapıdan sürekli etkilenmektedir(Toprak, 2001:83).



Yerel yönetimlerle ilgili yapılan reform çalışmalarında yerel yönetimlerin, kanunların kendilerine vermiş olduğu görev ve sorumlulukları kullanmada daha etkin, verimli ve özerk kuruluşlar haline getirilmesi yönünde olduğu halde, uygulamada, istenen amaca ulaşmada zorluklarla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasında farklı kaygılarla siyasi tercihlerin, merkezi idare lehine ağırlığını koymasından kaynaklanmaktadır. Genellikle gelişmekte olan ülkelerde merkezi idareler, yerel yönetimler üzerinde, siyasi, idari ve mali yönden etkili olmanın, baskı kurmanın yollarını aramakta ve eline imkân geçtiğinde, bunu kendi siyasi eğilimleri doğrultusunda değerlendirmeye çalışmakta ve siyasi, iktisadi ve sosyal sebeplerden dolayı oldukça merkezileşme eğilimine girmeyi bir zorunluluk olarak görmektedirler(Eryılmaz, 2000:77). Siyasi faaliyetlerin yapısındaki güç mücadelesi kazanma hırsı gibi faktörlerinin merkezi idarenin bu eğilimlerini güçlendirdiği ve elindeki yetkilerini yerel yönetim birimlerine doğru aktarmada iktidara geldiklerinde direnebildikleri sürece isteksiz davrandığı tüm hükümetler döneminde görülmüştür. Merkezin yerele yetki ve görev aktarımında bulunduğu ve yerel yönetimlerle ilgili reformların yapıldığı zamanlara bakacak olursak ya merkezin kendini çok güçlü hissettiği, ya da Avrupa Birliği ile uyum yasalarının çıkarıldığı dönemler göze çarpar. Merkezi idarenin merkeziyetçi yaklaşımı ve yerelle ilgili kaygıları, demokratik değerlerle dengelenmezse, otoriter bir nitelik kazanması her zaman söz konusu olabilir. Bu amaçla, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin kanunlarla düzenlenmesinde yerellik ilkesine ve demokratik değerlerin uygulanması ilkelerinin uygulanmasına önem verilmelidir. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin sağlıklı olabilmesi için, idareler arasındaki idari ve mali paylaşımın objektif esaslara göre adil ve demokratik bir biçimde yapılması gerekmektedir. Kamu hizmetleri ve kamu gelirlerinin ikiye ayrılarak “Merkezi idare hizmet ve gelirleri” ile “yerel yönetim hizmet ve gelirleri” şeklinde bölünmesi devlet ile yerel yönetimler arasında ilişkilerin gereğini zorunlu kılmıştır. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasında ilk önce hizmet paylaşımı yapılmış daha sonraki aşamada da hizmetlerin paylaşımına da uygun olarak mali kaynakların paylaşılması gündeme gelmiştir(Armağan, 2000:129). Fakat uygulamada yerel yönetimlere verilen görevlerle orantılı olmayan ve verilen görevlerin tamamı üstesinden gelinmeyecek şekilde kaynak ayrımı ve aktarımı söz konusu olmuştur. Kamu hizmetlerinin devlet ile yerel yönetimler arasında paylaştırılması kamu idareleri arasında sıkı mali ilişkileri de beraberinde getirmiştir. Kentsel yaşamın zorunlu kıldığı ortak ihtiyaçların bir kısmının tatmini görevi yerel idarelere verilirken, bunlardan doğacak olan kamu yüklerini karşılayacak araçların da kendilerine temin edilmesi gerekmektedir. Kamu hizmetlerinin paylaştırılmasına paralel olarak; kamu kaynaklarında aynı oranda devlet ile yerel yönetimler arasında paylaştırılması gerekir. Kamu hizmetlerinin bir kısmının yerel idarelere verilmesi, bu hizmetlerin yapılması için gerekli olan mali araçları hangi kaynaklardan karşılayacaklarının da belirlenmesini beraberinde getirir.



Kamu hizmetlerinin ve kentsel hizmetlerin etkin, verimli ve istenen amaca uygun bir şekilde yürütülmesi için merkezi idare ile yerel yönetimler arasında açık bir şekilde paylaşılmış olması gerekmektedir. Aynı tür görevlerin yürütülmesi hem merkezi hem de yerel yönetim birimlerine verilmemelidir. Benzerlik görülen görev ve hizmetlerde yakın bir işbirliğinin sağlanması kentsel hizmetlerin yerine getirilmesindeki önceliklerden olmalıdır. Bir yandan belediye görevlerindeki fazlalık diğer yandan merkezi yönetimin müdahalesi hizmetlerin yerine getirilmesinde bir belirsizlik kazandırırken, kentsel hizmetlerde etkinlin sağlanmasını da zorlaştırmaktadır(Toprak, 2001:83). Bazı kamu görevleri geleneksel olarak merkezi idareler tarafından yerine getirilmektedir. Adalet, iç ve dış güvenlik hizmetleri ve diplomasi hizmetleri bunlar arasındadır. Yerel nitelikli olan bazı hizmetlerin de hemen hemen her yerde yerel yönetimler tarafından üstlenildiğini görmekteyiz. Temizlik, aydınlatma, içme suyu, itfaiye gibi hizmetlerde bunlar arasındadır. Yerel yönetimlere bazı görevler bırakılırken, bu görevleri yerine getirmelerine imkân veren araçlar ve kaynaklarda sağlanmalıdır.



3-Kentsel Yaşam Kalitesinde İşbirliği

Yerel yönetimler özellikle ve öncelikle belediyeler, kamu kurumları, özel sektör ve hemşerileriyle birlikte, insanı bir bütün olarak ele alıp, kentsel yaşam kalitesini sürdürülebilir bir şekilde yürütülmesi politikalarının takipçisi olmalıdırlar. Kentsel yaşam kalitesinin artırılmasında birinci öncelik temel ihtiyaçların karşılanmasına verilmelidir. Nitekim yerel yönetimlerin kuruluş gerekçelerinde başında mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanmasına yönelik faaliyette bulunmaları gelmektedir. Kentte yaşayanların günlük yaşamına ilişkin sosyal gereksinmelerinin karşılanmasında yerel düzeydeki örgütlenmelerin merkezi düzeydeki örgütlenmelerden daha etkin olduğu açıktır. Daha uzun vadeli ve büyük kapsamlı güvenlik, kalkınma gibi ihtiyaçların karşılanmasında merkezi düzeyde daha rasyonel bir örgütlenme düzeyi olmakla birlikte, günlük yaşama dair ulaşım, temizlik, içme suyu, sağlıklı barınma, kentsel alt yapı gibi ihtiyaçların yerel örgütlenme yoluyla karşılanması gereği yerel yönetimleri önemli bir konuma getirmiştir.



Belediyeler kanunda kendilerine verilen yetkileri kullanırken, mevcut yapısal ve hukuki durumun, bürokrasinin, mali ve idari mazeretlerin arkasına sığınmamalıdır. Görev ve sorumluluk alanlarındaki vatandaşların huzur ve mutluluğu ve de kaliteli bir kentsel yaşam için her türlü tedbir ve uygulamayı gerçekleştirerek, çözüm üreten, hizmet eden sürdürülebilir politikalara sahip olmalıdır. Kentsel yaşam kalitesinin ölçütleri arasında; sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanma, yeterli beslenme ve korunma, sağlıklı bir çevre, hak, fırsat ve cinsiyet eşitliği, günlük yaşama katılma, saygınlık ve güvenlik gibi birçok unsurlar vardır. Bunlardan bazılarının var olup diğerlerinde meydana gelen eksiklik kentsel yaşam kalitesini etkileyecektir. Aynı kentte, aynı semtte, aynı mahallede, aynı sokakta ve hatta aynı binada yaşayan birçok insan birbirinin sıkıntılarından ve durumlarından habersiz gibi görünse de zaman içinde aynı kentsel mekânda yaşamanın olumlu/olumsuz birçok etkeni ortak yaşam alanlarına yansıyacaktır. Kentte yaşayan hiçbir kimse başkalarının rahatsızlığı veya sıkıntılarını görmemezlikten gelemez. Bu bir arada yaşayan insanların aynı havayı solumalarından ve ortak yerel ihtiyaçlar içersinde olmalarından öte bir ahlaki ve insanlık sorunudur. Aynı kentsel alanda yaşayan insanların sorunlarını belediyelere havale etmek sorunun çözümü için yeterli bir durum değildir. Belediyeler ve belediye bünyesindeki personel elbette sorunların çözümü için büyük gayret sarf edeceklerdir. Hatta kent yaşam kalitesinin artırılmasında başrolü oynayacaklardır. Yerel sorunları, ihtiyaçları ve bunların çözüm yollarını yerel idareciler merkezi yönetim birimlerinden daha iyi bir şekilde bilmek durumdadırlar. Kentsel yaşam kalitesinin yakalanmasında, belediye başkanları kentteki diğer yöneticilere göre daha avantajlı durumlardadırlar. Kentlerin yaşam kalitesinin artırılmasında belediyeler öncü rol oynarlarken merkezi yönetimin desteğini almaları gerekmektedir. Konut sıkıntısı, gecekondulaşma, yoksulluğun artması, gelir dağılımındaki uçurumun büyümesi, altyapı yetersizliği, trafik tıkanıklığı, çevre kirliliği, suç oranlarındaki artış, mevcut yapı stokunun eskimesi, yabancılaşma, uyuşturucu kullanma gibi sorunlar bütün ülke kentlerinin karşılaştıkları ortak sorunlardır. Bu sorunlar küresel, ulusal ve kentsel düzeyde sosyal ve siyasi gerginliği artırdığı gibi, kültür ve medeniyetin beşiği ve taşıyıcısı olması gereken kentleri suç, şiddet, yoksulluk ve çevre kirliliği gibi çeşitli olumsuzlukların ortaya çıkıp yayıldığı mekanlar haline getirmiştir(Eryılmaz, 1997:89). Özellikle büyük yerleşim alanlarındaki kentsel sorunlar, yerel yönetimlerin üstesinden gelemeyeceği kadar karışık ve işin içinden çıkılmaz boyutlara gelmiştir. Bir kentin ülkenin en büyük kenti olması, başkent olması, eğitim, sağlık, sanayi veya turizm kenti olması, nüfusunun milyonları geçmesi, çok göç alması, coğrafi konumu ve güzelliği, gelişmişlik düzeyi gibi özelliklerinin olması, kentsel yaşam kalitesi açısından yeterli olduğunun göstergesi değildir. Bir kent ne kadar olumlu özelliklere sahip olursa olsun; ülkelerin ve kentlerin iç içe girip yoğun bir etkileşim içinde olduğu küreselleşme sürecinde kentin yaşam kalitesi standartlarının yükseltilmesi tek başına belediyelere bırakılamayacak kadar önemli bir sorundur. Yine de birçok ülkede, ülke çapındaki refahın önemli bir bölümünün yerel yönetimler kanalı ile gerçekleşmesi, ekonomik ve sosyal kalkınmanın yalnızca merkezi yönetimlerin görevi olmadığı, yerel yönetimlerin de bu alanda desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır(Ünlü, 1994;5)



Çağdaş kent yönetimlerinin yerel demokrasiden ödün vermeden, kırsal çevre ve etki alanları ile diğer kentler ve üst yönetim birimleri ile işbirliği ve eşgüdüm içinde olması gerekmektedir. Bu amaçları gerçekleşmesi sadece kamu kuruluşlarının değil; aynı zamanda sivil toplum kuruluşları ve kentte yaşayanların desteği gereklidir. Kentte toplumsal iletişimi güçlendirip, kentin olanaklarından herkese eşit yararlanma hakkı sunan bir politikayla iletişim ve işbirliği gerçekleştirilmelidir. Kentlerin yaşanabilir mekanlar olması için sağlık ve sosyal yardım hizmetlerinin sağlandığı, kaliteli eğitim alınabilen, yeterli kültür ve rekreasyon olanaklarına sahip, konut açığı olmayan, kamusal toplu taşım olanağı gelişmiş, suç oranı düşük olan ve yeterli gıdaya erişimin sağlandığı ve bu amaçlara yönelik kesim, pazarlama ve dağıtım gibi tedbirlerin alındığı yerleşimler olmalıdır. Kentlerde insan sağlığını hedefleyen, her türlü kentsel kirlenmeyi önlemeye çalışan, iletişim olanaklarını artıran sağlam bir altyapı sağlanması gereklidir. Kentleri yaşanabilir mekânlar yapmak için yerel istihdamı ve yerel kalkınmayı teşvik edecek bir ekonomik yapı esas alınmalıdır. Bu amaçla özellikle kentsel yoksulluğu önleyici yeni istihdam alanları oluşturulmalıdır. Yerel kalkınmanın gelişmesi, kent yoksulluğunun önlenmesi ve yeni istihdam alanlarının açılması aynı zamanda kent güvenliğiyle yakından ilgi olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Bu konuda yine, merkezi yönetim, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve hemşeriler arasında sıkı bir koordinasyon ağı kurulmalı her türlü felakete karşı hazırlıklı olunmalıdır. Merkezi yönetim, yerel yönetim, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve kentlilerin desteğiyle temiz hava, toprak ve su, ekolojik süreçlerle uyumlu arazi kullanış dokuları, sağlıklı doğa habitatları, gürültü kirliliği, su baskını, erozyon ve diğer tehlikelere karşı güvenlik, afete duyarlı kentsel dokuları hedefleyen yaklaşımlar benimsenmeli, bu konularda sorunları ortadan kaldırıcı ve önleyici tedbirler alınmalıdır(Titiz, 2006:58).



Sonuç

Kentsel yaşam kalitesinin yüksek olduğu, kentte yaşayanların huzurlu, mutlu ve geleceğinden kaygılarının olmadığı bir kent yapısını gerçekleştirmek için kentli hakları korunup, kaliteli yaşam koşulları sağlanmalıdır. Kentsel yaşam kalitesi sadece kentte yaşayanlara değil, kentte gelip geçen, kenti ziyaret eden, kentte eğitim, sağlık, kültür, eğlence, ticari ve diğer faaliyetlerin içinde olanları da kapsayacak şekilde gerçekleştirilmelidir. Bu amaçla; altyapı, trafik, yaşam, çalışma alanları vb. şekilde sosyo-ekonomik ve kültürel tüm unsurların kentte hizmet sunan ve hizmet alanlarca uyum ve işbirliği içersinde sürdürülebilir bir süreç olmalıdır.



KAYNAKÇA

AKTAN, Coşkun Can, “Devlet Yönetiminde Toplam Kalite”, Türk İdare Dergisi, S.422, Mart 1999.

ARMAĞAN, Ramazan ve Mehmet AKTEL, “Küreselleşme Sürecinde Belediyelerin Finansman Sorunları”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S.1, Isparta, 2000.

BAŞARAN, İsmail, “Kent, Kentleşme ve Kentlileşme”, Yerel Siyaset Aylık Bilimsel Siyasi Dergi, S.10, Ekim 2006.

ERYILMAZ, Bilal, Yerel Yönetimlerin Yeniden Yapılandırılması, Bileşik Yayıncılık, İstanbul, 1997.

ERYILMAZ, Bilal, Kamu Yönetimi, Erkam Matbaası, İstanbul, 2000.

MERTER, Mehmet Emin, Toplam Kalite Yönetimi, Atlas Yayınları, İstanbul, 2006.

TİTİZ, İsmet, “Kentleri Yaşanabilir Mekânlar Yapmak”, Yerel Siyaset Aylık Bilimsel Siyasi Dergi, S.10, Ekim 2006.

TOPRAK Zerrin, Yerel Yönetimler, DEÜ-İİBF Yay. İzmir, 5. Baskı, 2001.

ÜNLÜ Halil, Yerel Yönetimler Arası İşbirliği, TOKİ ve IULA-EMME, 2. Baskı, İstanbul 1994.
İsmail BAŞARAN    
11. Sayıdan    

  Yazarın Diğer Yazıları
  • Dünya Sağlık Örgütü Sağlıklı Kentler Projesi
  • BELEDİYELER VE SAĞLIKLI BİR ÇEVRE
  • KENT PLANLAMASINDA KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ZORUNLULUĞU
  • Kentsel Güvenlik İçin Kent Sağlığı
  • YEREL PATRONAJ VE NETWORK(AĞ) İLİŞKİLERİ
  • KENTLER ARASI REKABETTE İZMİR VE EXPO–2015
  • SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI YEREL DEMOKRASİNİN NERESİNDE?
  • SİYASETTEN VE SİYASİ PARTİLERDEN UZAKLAŞMANIN NEDENLERİ
  • KENTLERDEKİ TRUVA ATLARI VE KENT GÜVENLİĞİ
  • Temsili Yönetimden Yerel Katılımcı Yönetişime
  • KÜRESEL BOYUTTAN ULUSAL BOYUTA YOKSULLUK
  • AB İLE TREN KAZASINDA SEKİZ KONU YARA ALDI
  • KENT, KENTLEŞME VE KENTLİLEŞME
  • ULUS DEVLETLERİN SİYASAL EKONOMİK VE KÜLTÜRELGERİLEMESİ
  • TEMSİLİ YÖNETİMDEN YEREL KATILIMCI YÖNETİŞİME
  • Küreselleşme: Merkezin Direnmesi Yerelin Güçlenmesi Mi?


      Haberler
     
     

    Bu yıl ülkemizde yaz mevsimi alışıldık mevsimler şartların ötesinde, bol yağmurlu olarak geçiyor

     
    YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
    Ahmet Hamdi AYDIN
    E-BELEDİYECİLİK YA DA DİJİTAL KENTLER
    M. Akif ÇUKURÇAYIR
    KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
    Erol KAYA
    BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
    Hulusi ŞENTÜRK
    Son Sayıdan Tüm Yazılar
    En Çok Okunanlar