Kullanıcı Adı :   
Parola :   
Beni Hatırla Üye Ol
   
 
     
  
 
 
Yerel Siyaset
Hulusi ŞENTÜRK
Modern Kent Yönetimi
Erol KAYA
Hulusi ŞENTÜRK
Osman DANIŞ
Sami ŞİMŞEK
Belediyecilik Terimleri
Hulusi ŞENTÜRK
KENT ESNAF VE ZANAATKARLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Fatih YÜCEL
Isparta Toplantıları 6
Hulusi ŞENTÜRK
Isparta Toplantıları 7
Hulusi ŞENTÜRK
 
 
Yerel Siyaset - HAKLAR VE SORUMLULUKLAR
HAKLAR VE SORUMLULUKLAR    
Kentlilerin haklarının neler olduğu konusunda literatürde özellikle son zamanlarda değişik metinlere ulaşmak mümkündür. Özellikle Avrupa Konseyi tarafından 1992’de kabul edilen “Avrupa Kentsel Şartı” bu alanda üzerinde en fazla durulan metin konumundadır. Bu metne göre kentlilerin hakları şunlardır:

Güvenlik: Mümkün olduğunca; suç, şiddet ve yasa dışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent;

Kirletilmemiş, Sağlıklı Bir Çevre: Hava, gürültü, su ve toprak kirliliği olmayan, doğası ve doğal kaynakları korunan bir çevre;

İstihdam: Yeteri istihdam olanaklarının yaratılarak, ekonomik kalkınmadan pay alabilme şansının ve kişisel ekonomik özgürlüklerin sağlanması;

Konut: Mahremiyet ve dokunulmazlığın garanti edildiği, sağlıklı, satın alınabilir, yeteri konut stokunun sağlanması;

Ulaşım Ve Dolaşım: Toplu taşıma, özel arabalar, yayalar ve bisikletliler gibi tüm yol kullanıcıları arasında, birbirinin hareket kabiliyetini ve dolaşım özgürlüğünü kısıtlamayan uyumlu bir düzenin sağlanması;

Sağlık: Beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı bir düzenin sağlanması;

Spor Ve Dinlence: Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun, her birey için spor ve boş vakitlerini değerlendirebileceği olanakların sağlanması;

Kültür: Çeşitli kültürel faaliyetlerin, yaratıcı aktivitelerin, benzeri olanakların sunulması ve bunlara katılımın sağlanması;

Kültürler Arası Kaynaşma: Geçmişten günümüze farklı kültürel ve etnik yapıları barındıran toplulukların barış içinde yaşamalarının sağlanması;

Kaliteli Bir Mimari Ve Fiziksel Çevre: Tarihi yapı mirasının duyarlı bir biçimde restorasyonu ve nitelikli çağdaş mimarinin uygulanmasıyla, uyumlu ve güzel fiziksel mekanların yaratılması;

İşlevlerin Uyumu: Yaşama, çalışma, seyahat işlevleri ve sosyal aktivitelerin olabildiğince birbirleriyle ilintili olmasının sağlanması;

Katılım: Çoğulcu demokrasilerde; kurum ve kuruluşlar arasındaki dayanışmanın esas olduğu kent yönetimlerinde; gereksiz bürokrasiden arındırma, yardımlaşma ve bilgilendirme ilkelerinin sağlanması;

Ekonomik Kalkınma: Kararlı ve aydın yapıdaki tüm yerel yönetimlerin, doğrudan veya dolaylı olarak ekonomik kalkınmaya katkı konusunda sorumluluk sahibi olması;

Sürdürülebilir Kalkınma: Yerel yönetimlerce ekonomik kalkınma ile çevrenin korunması ilkesi arasındaki uzlaşmanın sağlanması;

Mal Ve Hizmetler: Erişilebilir, kapsamlı, kaliteli mal ve hizmet sunumunun yerel yönetimler, özel sektör ya da her ikisinin ortaklığıyla sağlanması;

Doğal Zenginlikler Ve Kaynaklar: Yerel doğal kaynak ve değerlerin, yerel yönetimlerce, akılcı, dikkatli, verimli ve adil biçimde, beldede yaşayanların yararı gözetilerek, korunması ve idaresi;

Kişisel Bütünlük: Bireyin sosyal, kültürel, ruhsal gelişimine ve kişisel refahına yönelik kentsel koşulların oluşturulması;

Belediyeler Arası İşbirliği: Kişilerin yaşadıkları beldenin, beldeler arası ya da uluslar arası ilişkilerine doğrudan katılma konusunda özgür olmaları ve özendirilmeleri

Finansal Yapı Ve Mekanizmalar: Bu bildirge de tanımlanan hakların sağlanması için gerekli mali kaynakları bulma konusunda yerel yönetimlerin yetkili kılınması

Eşitlik: Yerel Yönetimlerin; tüm bu hakları bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal, ekonomik ve politik ayrım, gözetmeden, zihinsel veya fiziksel özürlerine bakılmadan eşit olarak sağlamakla yükümlü olması.

Yukarıda sayılan kentli haklarına kimsenin itiraz edeceğini sanmayız. Bunlar daha iyi bir kent yaşamı için istenen, özlenen şartlardır. Ve normal şartlar altında herkesin böyle bir ortamda yaşama hakkı olmalı ve bu hakkın tesisi için çalışılmalıdır. Ancak bizim üzerinde durduğumuz konu madalyonun öbür yönüdür. Çünkü böyle bir kentsel yaşam şartını geçerli kılabilmek için ilgili kurumlar kadar kentte yaşayanların da sorumlulukları bulunmaktadır. Kentlilerin bu sorumluluklarını kuşanmadığı durumlarda kentlerde yaşayanların yukarıda belirtilen haklara sahip olmaları temenniden öteye geçemeyecektir.

Kentlilerin kentlerine karşı sorumlulukları nelerdir? Bu soruya verilecek cevap çok farklı olabilirse de biz özellikle aşağıda belirtilen sorumlulukların önemli olduğunu düşünüyoruz.

1-Kentin sahibi olmak: Her kentli, kenti kendisinden menfaat elde ettiği bir mekân olarak görme yanlışına düşmemelidir. Kentlerin sahipleri öncelikle o kentte yaşayanlardır. Diğer kurum ve kuruluşların sahipliği ancak kentliler adına vekâleten söz konusudur. Vekâlet, asılın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu gün kentlerimizin en temel sorunu “sahipsizlik”tir. Kentliler, kendilerini kentin sahibi olarak görmemekte, başkasına ait bir mekânı kullanırcasına, sorumsuz, düşüncesiz eylemler içine girmektedir.

2-Kentin geleceği ile kendi geleceği arasında anlamlı ilişki kurmak: Kentte yaşayanlar kendi gelecekleri için kenti hoyratça kullanabilmektedirler. Oysa kentler hepimizin geleceğidir. Yaşanamaz hale gelen kentlerde bizi güzel bir geleceğin beklediğini düşünmek boş bir hayalden öteye geçemez. Öyle ise bizim geleceğimizin güzel olması ancak kentlerimizin yaşanabilir mekânlar olarak korunması ve geliştirilmesi ile mümkündür. Eski tarihlerde bir savaş sonrası kenti ele geçiren orduların kenti yağmalaması gibi içinde bulunduğu kenti yağmalayanların bu kentin yaşanabilir olmasını imkânsız kıldıkları unutulmamalıdır.

3-Kent politikasında kentli hassasiyeti göstermek: Kentlerde yaşayanlar kent yönetimleri ile ilgili politik kararlarında genellikle genel siyasi tercihleri ile örtüşen tavır içerisinde bulunmaktadırlar. Oysa kent yönetimlerinden beklenen bizim dünya görüşümüz doğrultusunda ideolojik yapılanmalar sergilemesi değil, kentin yaşam kalitesini artırıcı çalışmalar yapmaları olmalıdır. Bu sebeple, kent yöneticilerini seçerken partiler üstü davranabilme, kente en iyi hizmeti verebilecek donanımdaki kişi ve ekipleri tercih etme hassasiyeti gösterilmelidir.

4-Yönetime katılmak: Belediye Kanunu’nun 13. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi kentlilerin kent yönetimine katılmaya hakları bulunmaktadır. Ancak kentliler genellikle katılımı sadece seçimlerle sınırlı olarak görmekte, seçim sonrası kent yönetimlerinin kararlarına katılma yönünde bir çaba içerisine girmemektedir. İnsanlar kentin yönetimine katılabildikleri oranda kendileri ile kent arasında anlamlı köprüler kurabilir ve kentlerini sahiplenirler.

5-Kentlilik bilincine sahip olmak: Kentlilik bilinci kavramı ile ifade edilmek istenen, kentte yaşayanların kentle bütünleşmesi, kendini kente ait hissetmesi ve dolayısıyla kente karşı sorumluluk duygusu taşımasıdır. Bir başka ifade ile kentlilik bilinci, kentte yaşayanların var olan değişik kimliklerinin (Müslüman, esnaf, sanatkâr, Rizeli, Adanalı gibi) yanı sıra bir de içinde yaşadıkları şehirle özdeşleşebilen bir kimliğe sahip olmalarıdır. Daha açık bir ifade ile, İstanbul’da yaşayanların aslen ait oldukları memleket kimliklerinin yanında kendilerini İstanbullu olarak da tanımlayabilmeleri gerekmektedir.

6-Kent olanaklarını korumak: Kentte yaşayanların kent olanaklarını korumamaları, kentsel hizmetlerin maliyetini önemli oranda artırmaktadır. Parklar, çeşmeler, banklar ve benzeri donatım ve ekipmanlar tahrip edilmekte, çevre hızla kirletilmektedir. Yani, kentte yaşayanlar kente karşı suç işlemektedirler. Kente karşı işlenen suç denildiğinde ilk akla gelen kentte yaşayanların kent olanaklarına karşı tahripkâr girişimleridir. Bu gün kamu hizmeti gören yerel yönetimlerin en önemli problemi yatırımlar için kaynak temin etmek değil, yapılan ya da yapılacak olan hizmetlerin nasıl korunacağı konusudur. Örneğin, Pendik belediyesi olarak ilçenin değişik mahallelerinde yapılan 35 çeşmenin korunması önemli bir problem olmuştur. Bu çeşmelerin muslukları sürekli kırılmakta ya da çalınmaktadır.

7-Sosyal yaşama katılım: Kentlerin en önemli sorunlarından birisi sosyal bağların zayıflığıdır. Yapılan çalışmalarda genellikle suçun köy ve küçük şehirlere göre büyük şehirlerde daha fazla işlenmekte olduğu saptanmıştır. Kırsal kesimde daha çok ilk kez suç işleyenlere rastlanıldığı halde, büyük şehirlerde suç tekrarı oranları da fazla olmaktadır. Çünkü kentlerde sosyal kontrol mekanizması neredeyse tamamen kalkmıştır. Sosyal kontrol, grup ve toplumun, kişinin davranışlarını sınırlandırması ve bu sınırlandırma yoluyla sosyal değerleri benimsemesinin sağlanması demektir. Bu kontrol nüfus ölçeği arttıkça azalmaktadır. Özellikle komşuluk, akrabalık ilişkilerinin neredeyse bittiği günümüz kentinde bu kontrol de o derecede azalmıştır. Şehirde kimse birbirini tanımadığı için suça elverişli ortam oluşmaktadır. Bu sebeple kentliler yalıtılmış bir yaşam değil, güçlü sosyal ilişkilerin olduğu bir yaşamı sağlamaya çalışmalıdırlar.

8-Kültürel zenginliğe önem vermek: Kentler kültürel faaliyetlerin en önemli mekânlarıdır. Kentlilerin tek kültürlülük dayatan değil, diğer kültürlerle bir arada yaşama olgunluğuna sahip kişiler olmaları gerekmektedir. Buna paralel olarak da kültürel aktivitelere daha fazla katılım gerçekleştirilmelidir.

9-Kent kurallarına saygı: Her vatandaş yürürlükteki yasalara saygılı olmak zorunda olduğu gibi kentliler ayrıca kentle ilgili kurallara da hassasiyet göstermelidir. Örneğin çöp toplama saatlerine riayet etmek, atıkların ayrı toplandığı durumlarda bu ayrıma uygun atıkları biriktirmek gibi.

10-Diğer kentlilerin haklarına saygı: Kentler büyük ölçekli nüfusların yaşadığı ortak mekânlardır. Bu mekânların kullanımında diğer kentlilerin haklarına da saygılı olmak gerekmektedir. Kimsenin diğerlerini rahatsız etmeye hakkı bulunmamaktadır. Birarada yaşamanın ortak kuralları ve dikkat edilmesi gereken hassasiyetleri bulunmaktadır.

Yukarıda sayılanlar kentlilerin sahip olmaları gereken sorumluluklardır. Bu sorumluluklarını yerine getirmeyen, bu sorumlulukları kuşanmakta kaçınanların yaşanabilir bir ket talepleri karşılıksız kalmaya mahkûmdur.



[ PDF formatında açmak ve saklamak için tıklayınız.]










Erol KAYA    
29. Sayıdan    

  Yazarın Diğer Yazıları
  • KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
  • KENTLER ARASI DİPLOMASİ
  • Belediye Hizmetlerinde Gonullii Katilim
  • Belediyelerde Halkla İlişkiler: Tüketici mi, Paydaş mı?
  • KENTSEL RANTLARIN VERGİLENDİRİLMESİ
  • KENTSEL KATILIM VE SEÇİMLER
  • İl Genel Meclisleri
  • BELEDİYELERDE KULLANILMAYAN/KULLANILAMAYAN YETKİLER–2
  • ULUSLARARASI YEREL YÖNETİM BİRLİKLERİ İŞBİRLİĞİ
  • BELEDİYELERDE KULLANILMAYAN/KULLANILAMAYAN YETKİLER
  • METROPOLİTEN KENT YÖNETİMİ
  • Kent Güvenliğinin Sağlanması
  • BELEDİYE YÖNETİMİNDE YENİ DÜZENLEMELER
  • Muhafazakâr İdeolojide Yerel Siyaset
  • SOSYAL SERMAYE VE KENTLER
  • KENT ARAŞTIRMALARI MERKEZİ VE KENTSEL YAŞAM KALİTESİ
  • TÜRKİYE’DE YENİ BİR DÖNEM:
    YEREL YÖNETİMLER REFORMU-2
  • MODERN KENT YÖNETİMİ-IV
  • KENT YÖNETİMLERİNİN TEMEL SORUMLULUK ALANI 8:
  • MODERN KENT YÖNETİMİ-I


      Haberler
     
     

    Bu yıl ülkemizde yaz mevsimi alışıldık mevsimler şartların ötesinde, bol yağmurlu olarak geçiyor

     
    YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
    Ahmet Hamdi AYDIN
    E-BELEDİYECİLİK YA DA DİJİTAL KENTLER
    M. Akif ÇUKURÇAYIR
    KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
    Erol KAYA
    BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
    Hulusi ŞENTÜRK
    Son Sayıdan Tüm Yazılar
    En Çok Okunanlar