Kullanıcı Adı :   
Parola :   
Beni Hatırla Üye Ol
   
 
     
  
 
 
Yerel Siyaset
Hulusi ŞENTÜRK
Modern Kent Yönetimi
Erol KAYA
Hulusi ŞENTÜRK
Osman DANIŞ
Sami ŞİMŞEK
Belediyecilik Terimleri
Hulusi ŞENTÜRK
KENT ESNAF VE ZANAATKARLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Fatih YÜCEL
Isparta Toplantıları 6
Hulusi ŞENTÜRK
Isparta Toplantıları 7
Hulusi ŞENTÜRK
 
 
Yerel Siyaset - KENTLERİN BÜYÜMESİ İLE BÜYÜYEN YÖNETİM SORUNU
KENTLERİN BÜYÜMESİ İLE BÜYÜYEN YÖNETİM SORUNU    
Kentler bir yandan nüfus ve alan itibarı ile büyürken diğer yandan da ekonomik ve ticari hayatın içindeki rolleri de artmaktadır. Her ne kadar zaten kent içinde yaşayanların geçimlerini tarım ve hayvancılık dışı alanlardan yani ticaretten ve sanayiden sağladıkları mekânlar olsa bile, özellikle bazı kentler ekonomi ve ticarette kendi alan ve nüfus büyüklüğünü aşan özellikler göstermektedirler. Örneğin İstanbul her ne kadar ülke nüfusunun 1/6’sını barındırıyor ise de ülke ekonomi ve ticaretinin neredeyse % 40’ını yönlendirmektedir.

Genelde nüfusu 1 milyonu aşan kentler için metropoliten kent tanımı kullanılmakta ise de burada bir yanılgı söz konusu olmaktadır. Çünkü bir kentin metropol olabilmesi için sadece belli bir nüfusa sahip olması yeterli değildir. Metropol kent, ekonomide, ticarette, hatta kültürde, sanatta, siyasette sadece kendi sınırları içerisinde değil, bulunduğu bölgede belirleyici, yönlendirici olan kentlerdir. Bu özellikleri yeterince gelişmemiş kentler olsa olsa çarpık metropolleşme olabilir.

Ekonomiden sosyal hayata, kültürden siyasete kadar çok geniş alanda karmaşık bir yapıya sahip olan metropollerin yönetimi de bir o kadar karmaşık ancak kendi içinde tutarlı yönetim anlayışını gerektirmektedir. Metropol yönetimini sadece klasik belediyecilik anlayışı ile sınırlı görmek çarpık metropolleşmeyi tetiklemekten öte bir anlam taşımayacaktır.

Bir metropolde birden fazla yerleşim yeri ve bunların da kendi yönetimleri bulunmaktadır. İstanbul örneğinden hareket edecek olursak 32 ilçeden bahsediyoruz demektir. Bu da 32 ayrı belediye yönetimi demektir. Metropol ise bu 32 belediyeyi kapsayan alandır. Öyle ise bu 32 belediye yönetimini kapsayan yönetim de metropol yönetimi olmaktadır. Ülkemizde metropol yönetimi Büyükşehir Belediyeleridir.

Büyükşehir belediye yönetiminin yani metropol yönetiminin gerekliliği konusunda taraflar arası ittifak bulunmaktadır. Ancak bu yönetimin nasıl olacağı konusunda ise her kafadan bir ses çıkmaktadır. Konu ile ilgili Büyükşehir yöneticileri ile ilçe belediye yöneticilerinin bakış açılarında ise taban tabana aykırılık gözlenmektedir. İstisnaları olmakla birlikle genelde Büyükşehir yöneticileri ilçe belediyelerinin özerk yapılarının kaldırılarak Büyükşehir Belediyesinin şubelerine dönüşmesini talep etmektedirler. Bu talepleri de hizmette bütünsellik sağlanması gerekçesine dayandırılmaktadır. İlçe belediye yöneticileri ise Büyükşehir’in yetkilerinin sadece makro ölçekteki hizmetlerle sınırlı kalması gerektiğini savunmaktadırlar.

Öncelikle şunu ifade edelim ki, metropolleri bir Büyükşehir ve bunun şubeleri ile yönetilmesi gereğini savunanlar öncelikle farkında olmaksızın yerel yönetimlerin lağvedilmesinin gerekçelerini savunmaktadırlar. Niçin mi? Cevap çok basit. Eğer bir merkezden ve bu merkezin taşra teşkilatları vasıtası ile örgütlenmesi yolu ile hizmetlerin görülmesinin daha etkin olduğunu savunuyorsak bu merkezi yapılanmayı savunmamız ile aynı anlama gelmektedir. Bunun için merkezi ve yerel yönetim tanımlamaları ile ilgili bilgilerimizi tazelemekte yarar bulunmaktadır.

Merkezi yönetim, yönetsel hizmetlerin tek bir merkezde toplanması ve hizmetlerin bu tek merkez veya bu merkeze hiyerarşik olarak bağlı alt örgütlerce kullanılmasıdır. Örneğin sağlık hizmetlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmesi ama Sağlık Bakanlığının da bu hizmetleri illerde, ilçelerde, beldelerde kurdukları müdürlükler ve sorumlular kanalı ile gerçekleştirmesidir. Yani merkezi yönetimde, yerel yönetimler söz konusu olmaksızın da alt kademelere yetki devri bulunmaktadır. Yetki devri uygulaması kapsamında, üst yöneticilerin alt kademe yöneticilere sınırlı konularda karar alma ve uygulama inisiyatifi tanıması şeklinde olduğu gibi; merkezi idarenin bölge, il, ilçe gibi coğrafi alan itibarı ile taşra teşkilatları kurması ve bazı yetkilerini bu kuruluşlara devretmesi biçiminde de uygulaması bulunmaktadır. Ancak merkezi idarenin hiyerarşik olarak kendisine bağlı alt kademe teşkilatlarına yetki devretmesi o teşkilatlara yerel yönetim vasfı kazandırmamaktadır.

Yerinden yönetim ise, yönetim biliminde adem-i merkeziyet olarak bilinen siyasal bir kavramdır. Bir hizmetin yürütüldüğü ya da işin yapıldığı yerde yönetilmesini ifade eden yerinden yönetim terimi, aynı zamanda merkezi yönetimin sakıncalarını gideren ve onu tamamlayıcı bir yönetim biçimini ifade etmektedir. Bir başka ifade ile yerinden yönetim, kamu hizmetlerinin yönetiminin, merkezden yönetimden ayrı özerk kamu hukuku tüzel kişilerine verilmesidir. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, merkeze ait yetkiler eğer merkezi yönetimden ayrı özerk kamu hukuku tüzel kişilerine devrediliyorsa burada yerelleşme söz< konusudur. Ama yetkiler merkezi idarenin hiyerarşik olarak kendisine bağlı alt kademe teşkilatlarına devrediliyorsa bu durumda merkezi yönetim söz konusudur.

Bir ülkede merkezi idarenin sınırlandırılarak yerel yönetimler niçin güçlendirilmektedir? Bu sorunun özet olarak cevabını “demokratikleşme, hizmette etkinlik ve verimlilik artışı” olarak verebiliriz. Çünkü

-Yerel yönetimler nüfus ve alan itibarı ile daha dar alanda kurulmaktadır. Bu sayede bu kuruluşların karar alımında ve karar alıcıların seçiminde halkın katılımına imkân sağlanmaktadır. Vatandaşlar yerel düzeyde birimlerine saygı göstererek sorunlarını tartışmayı ve çözüm önerileri bulmayı öğrenmektedir ve bu da demokratik kültürün gelişmesine olumlu katkılar sağlamaktadır.

- Kararların, hizmetin yapılacağı yere en yakın idari birimlerce alınması, kararlarda isabet oranının artması, kırtasiyeciliğin ve dolayısıyla maliyetin azalması gibi olumlu sonuçlar vermektedir.

-Yerel yönetimler konu ile ilgili paydaşların yani sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, üniversitelerin de kamu idaresi ile birlikte karar ve uygulamalara daha etkin olarak katılımına imkan sağlamaktadır.

Merkezi yönetim ve yerel yönetim ile ilgili bu bilgi tazelemesinden sonra tekrar konumuza dönelim. Eğer siz kalkar da nüfusu milyonları aşan kentlerde kamu hizmetlerinin tek bir merkezden yönetilmesini, bu merkezin hizmetleri gerçekleştirmek için hiyerarşik olarak kendisine bağlı alt birimlerce yani ilçelerdeki Büyükşehir şubeleri ile yapmak isterseniz bu durumda merkezi bir yapıyı savunmuş olursunuz. Örneğin İstanbul’un nüfusu 12 milyondur. Bu dünyadaki birçok ülkenin nüfusundan bile fazladır. Mesela Yunanistan’da tüm belediyelerin kapatılarak ülkede yerel hizmetlerin sadece Atina’dan verilmesini savunabilir misiniz? Eğer bu soruya “evet” cevabı verecek iseniz bizim söyleyecek bir sözümüz olamaz.

Metropoller eğer tek merkezden idare edilecek olursa, İstanbul örneğinde ortaya çıkacak sorunları sıralayalım.

-12 milyonun yöneticisi halkla ne kadar iç içe olabilir? Vatandaş Büyükşehir Belediye Başkanına nasıl ulaşabilir? Oysa yerelleşmenin en önemli gerekçelerinden birisi de vatandaşların seçtiklerine ulaşabilmeleri ve onları denetleyebilmeleri değil midir?

-12 milyonluk bir şehirde vatandaş yönetimin kararlarına nasıl doğrudan katılabilir. Olsa olsa ancak temsili bir demokrasi ile yani vekilleri aracılığı ile katılabilir. Oysa yerel yönetimler temsili demokrasiden doğrudan demokrasiye geçişin önemli mekanizmaları değil midir?

-İstanbul’daki 32 ilçe, 920 mahalle ve yüzün üstündeki köyün ihtiyaçlarını Büyükşehir yönetimi nasıl tespit edecektir. Bu soruya “oradaki şubeler yolu ile” cevabı verilecek olursa o zaman merkezi idarenin taşra teşkilatları yolu ile sorunları yerinde görmesine ve gerekli kararları almasına niçin itiraz ediyoruz?

-Yereldeki karar vericiler yerel halkın seçtikleri kişiler değil ise bunun neresi yerelde demokratik kurumların oluşturulması olabilir?

Yukarıdaki soruları artırabiliriz. Ancak niyetimiz sadece ilçe belediyelerinin Büyükşehir belediyelerinin şubelerine dönüştürülmesinin ne kadar merkezi bir idare anlamına geleceğini göstermektir. Bu sebeple de soruları sıralamaya devam etmeye gerek yoktur.



Metropoliten kent yönetimlerinin sorumluluk alanları

Önceki bölümlerde yaptığımız tartışmadan sonra metropoliten yönetimlerin görev alanları ne olmalıdır sorusuna cevap arayalım.

Metropoliten yönetimler, makro ölçekte kent ve kentlinin ortak ve yerel nitelikli ihtiyaçlarını karşılamakla görevli kurumlar olmalıdır. Bunun için de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 4. maddesindeki şu ifade Büyükşehir ile ilçe belediyelerinin yetkilerinin belirlenmesinde esas alınmalıdır. Söz konusu ifade şu şekildedir: “Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihen vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri göz önünde bulundurulmalıdır.” Bu çerçevede metropoliten yönetimin yani büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri şu başlıklarla sınırlandırılmalıdır.

1- Kent bütünlüğünü gerektirten üst ölçek imar planlarının yapılması

2- İçme suyu ve kanalizasyon projeleri, elektrik, doğalgaz, telefon, kablolu televizyon bağlantı hatları gibi telekomünikasyon projeleri, hafif raylı toplu taşıma ve metro projeleri, termal ısınma ve enerji besleme projeleri ve benzerleri gibi raylı toplu taşıma sistemleri ile yollar ve kaplamaları

3- Birden fazla ilçeye hitap eden rekreasyon alanları, büyük ölçekli sosyal, kültürel ve sportif tesisler

4- Atık bertaraf, dönüşüm tesisleri

5- Kent ekonomi ve ticaretinin geliştirilmesi için gereken çalışmalar. Bu kapsamda büyükşehir belediyelerinin bulundukları bölgelerde kalkınma ajansları doğrudan büyükşehir belediyelerinin yetki alanına alınmalı ve su havzalarında olduğu gibi ekonomik havzalarda da ekonomi ve ticaretin planlanması yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmelidir.

İlçe belediyelerinin yetkileri de şunlar olmalıdır:

- Belediye Kanunu ve diğer kanunlarla belediyelere verilen ve büyükşehir belediyelerinin yetki alanına girmeyen tüm alanlarda ilçe belediyeleri yetkilidir.

- Büyükşehir başkanlığı veya Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından söz konusu ilçe sınırlarında yapılacak bir proje veya çalışma ile ilgili olarak ilçe belediye meclisinin veto hakkı vardır. Ancak ilçenin vetosuna rağmen Büyükşehir Meclisi 2/3 çoğunlukla kararda ısrar ederse yürürlüğe girer. İlçe belediye meclisi tarafından veto edilen büyükşehir belediye başkanlığı kararları da ancak Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 2/3 çoğunlukla Büyükşehir belediye başkanlığı kararını desteklemesi ile yürürlüğe girer.



[ PDF formatında açmak ve saklamak için tıklayınız.]




Hulusi ŞENTÜRK    
30. Sayıdan    

  Yazarın Diğer Yazıları
  • BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
  • Belediyelerin Mali Problemleri
  • YEREL YÖNETİMLER REFORMU ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER
  • Üsküdar Belediye Başkanı MUSTAFA KARA İLE
  • BELEDİYECİLİKTE PENDİK EKOLÜ
  • Belediyecilikte Pendik Ekolü-3
  • Belediyecilikte Pendik Ekolü-2
  • PENDİK BELEDİYE BAŞKANI SALİH KENAN ŞAHİN İLE…
  • Belediyecilikte Pendik Ekolü
  • DEMOKRATİK KAVRAMLARLA TÜRKİYE’Yİ DÜŞÜNMEK-II
  • SEÇİM SİSTEMLERİ VE YEREL SİYASET
  • DEMOKRATİK KAVRAMLARLA TÜRKİYE’Yİ DÜŞÜNMEK-I
  • BELEDİYE BİRLİKLERİ
  • DEMOKRATİK VE ZENGİN BİR TÜRKİYE İÇİN
    “Herkes Bir Adım İleri”
  • Kentli Hakları
  • YERELDEN BAKIŞLA TOPLUMSAL GÜVENLİĞİMİZ
  • DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ ve YEREL SİYASET
  • LİBERALİZM VE YEREL SİYASET
  • POLİTİK PAZARLAMA
  • POLİTİK PATRONAJ


      Haberler
     
     

    Bu yıl ülkemizde yaz mevsimi alışıldık mevsimler şartların ötesinde, bol yağmurlu olarak geçiyor

     
    YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
    Ahmet Hamdi AYDIN
    E-BELEDİYECİLİK YA DA DİJİTAL KENTLER
    M. Akif ÇUKURÇAYIR
    KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
    Erol KAYA
    BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
    Hulusi ŞENTÜRK
    Son Sayıdan Tüm Yazılar
    En Çok Okunanlar