Kullanıcı Adı :   
Parola :   
Beni Hatırla Üye Ol
   
 
     
  
 
 
Yerel Siyaset
Hulusi ŞENTÜRK
Modern Kent Yönetimi
Erol KAYA
Hulusi ŞENTÜRK
Osman DANIŞ
Sami ŞİMŞEK
Belediyecilik Terimleri
Hulusi ŞENTÜRK
KENT ESNAF VE ZANAATKARLARININ SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Fatih YÜCEL
Isparta Toplantıları 6
Hulusi ŞENTÜRK
Isparta Toplantıları 7
Hulusi ŞENTÜRK
 
 
Yerel Siyaset - KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ VE KAHRAMANMARAŞ
KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ VE KAHRAMANMARAŞ    
Kentin tümünün veya bir bölümünün mevcut şekil veya görüntüsünden başka bir şekil veya görüntüye geçmesi olarak açıklanabilecek “kentsel dönüşüm” İstanbul gibi kentsel sorunların yoğun ve uzun süre yaşandığı veya her türlü çalışmaya rağmen aynı sorunların gelişme ve değişmelere paralel olarak tekrar tekrar gündeme gelen kentlerde daha çabuk ve daha çok gündeme gelip uzun süre de önemini ve güncelliğini korurken, Kahramanmaraş gibi kentsel dokunun toplumsal hayatı etkilemeye varacak kadar bozulmasının nispeten daha geç ve daha az yaşandığı kentlerde konu daha geç gündeme gelebilmektedir. Ancak bu, konunun bu kentlerde sorun olmadığı, bu kentlerin bu konu ve kavrama yabancı kalabilecekleri, dolayısıyla kentsel dönüşüm projelerinin buralarda yürütülemeyeceği anlamına gelmemelidir.

Bu yazıda, öncelikle kentsel sorunlar ve bu sorunlardan bazılarına bir çözüm çabası olarak “kentsel dönüşüm” konusu üzerinde durulacak, daha sonra “kentsel dönüşüm projeleri” anlamı, özelliği ve türleri bakımından incelenecek ve son olarak kentsel dönüşüm kavramı Kahramanmaraş kenti örneğinde ele alınarak konu ile ilgili olarak bu kent için yapılabilecek muhtemel veya gerekli dönüşüm çalışmaları tartışılacaktır.

Kentsel Sorunlar Ve Kentsel Dönüşüm Konusu

2000’li yılların başlamasıyla birlikte kentsel dönüşüm konusu literatürde tartışılır oldu ve İstanbul’da bu çerçevede önemli projeler hayata geçirilmeye başlandı. Örneğin 2004 yılında, Türkiye'de en fazla “gecekondu” anlamında yapılaşmanın yaşandığı kentlerin başında gelen İstanbul'da, Büyükşehir Belediyesi Mesken ve Gecekondu Müdürlüğünce büyük hedefli bir "Kentsel Dönüşüm Projesi" başlatıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Emlak İstimlak Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Mesken ve Gecekondu Müdürlüğü, 2003 yılında yaptığı araştırmada, kent genelinde toplam 85 bin 423 gecekondu bulunduğunu tespit etmiş, bunun üzerine Kentsel Dönüşüm Projesi'ni geliştiren müdürlük, gecekonduları yıkma kararı almıştı. Gecekonduların yoğunlukta olduğu Gaziosmanpaşa İlçesi'ni gündeme alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mesken ve Gecekondu Müdürlüğü, ilçede ilk etapta yüzlerce gecekonduyu yıkarak, buradaki hak sahiplerini sosyal konutlara yerleştirdi. Mesken ve Gecekondu Müdürlüğü, Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamındaki en büyük yıkımı ise Okmeydanı'nda gerçekleştirerek bu alanda tarihi dokuyu yeniden ortaya çıkarmayı hedefledi ve bu hedefe doğru çalışmalar halen devam etmektedir. Çalışmalarda karşılaşılan ve kentsel, toplumsal ve siyasal nedenlerden kaynaklanan sorunların, bu hedefe ulaşmayı her yerde olduğu gibi geciktirmesini de normal karşılamak gerekir.

Kentleşme aslında Türkiye’nin en önemli sorun alanlarından biri veya başlıca sorunların kaynağı niteliğindedir. Sorun alanı veya kaynağı olması, kentleşmenin sağlıksız gelişmesi veya yayılmasından dolayıdır. Sanayileşmeye odaklanan ülkeler bu gelişmenin nimetlerinden yararlanma kaygısıyla kentlerin sağlıksız gelişmesinin farkına geç vardılar ve dolayısıyla önlem alma çalışmalarında da geç kalmış oldular. Örneğin tarihsel ve kültürel değerlerin zarar görmesi, yeşil alanların yok oluşu ve sosyal altyapıların yetersiz kalışı, böylece kentte yaşayan insanların yaşam kalitesinin düşmesi vs görülemez ve algılanamaz oldu.

Sağlıksız ve plansız bir şekilde gelişme çoğunlukla da politik kaygılarla ve popülist politikalarla hareket eden yerel yöneticiler ve yerel siyasetçilerden tutum ve davranışlarından kaynaklanmaktadır. Kent konulu sorunlara bu yaklaşım tarzı son 20-25 yılda nispeten değişti. Özellikle 1980’li yıllara kadar Türkiye’de kentler uygunsuz ve plansız gelişti gelişip büyüdü.

Kentsel dönüşüm projeleri genelde hazırlanması, uygulanması, süresi ve bütçesi gibi konular itibariyle büyük projelerdir ve tüm büyük ve önemli projeler gibi büyük sorunlarla karşılaştığı gibi büyük ve ciddi sorunlara neden de olabilir. Hatta projenin bizzat kendisi çok ilginç yönleriyle sorun olabilmektedir. Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi (İMP) tarafından Kartal Sanayi Bölgesinde Merkezi İş Alanları Planlaması ile Küçükçekmece sahilinde İç Dış Kumsal Rekreasyon Alanları Planlaması için dünyanın önde gelen altı mimarına proje hazırlatılmasının öğrenilmesi üzerine, proje için neden yabancı mimarların tercih edildiği, altı mimarın neye göre belirlendiği, neden Kartal ve Zeytinburnu’nun alan olarak seçildiği, seçilen projelerin açıklandığı şekilde uygulanıp uygulanmayacağı gibi sorular gündemi meşgul etmişti.

Kentsel dönüşüm projelerinin uygulanması bir çok güçlüğü beraberinde getirir. En çok da uygulamanın ilk adımlarından olan çarpık yapılanmış alanların yıkımı ve vatandaşların tatmin edilerek razı edilmesi bağlamında güçlükler yaşanır. “Yıkmak kolay, yapmak zordur” sözü bu konuda tersinden işliyor gibi. Yani plansız kent dokusunu yıkmak zordur. Kamulaştırma, maliyet, vatandaşı memnun edememe, güvenlik tedbiri alma vs. gibi konular düşünüldüğünde yıkmanın, özellikle de bu yıkılan yer bir ev, bir barınak ise ne kadar zor olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlar aşıldığında, aslında kolay olmayan ve çok büyük bütçeler gerektiren yeni konut yapma işi yıkım işine kıyasla daha kolay hale gelmektedir.

Kentsel dönüşüm olayı önemli kentsel sorunları çözmek veya azaltmak amacıyla başvurulan bir mekanizma iken, kentin sosyo-ekonomik ve siyasal yapısı ile ilgili sorunları artırmak veya yeni sorunlara neden olmak gibi sonuçlar da doğurabilmektedir. Örneğin “zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olması” olarak açıklanan bir durum ortaya çıkabilmektedir. Ama kent tümden ele alındığında görülen olumlu gelişmeler ve katkılar söz konusu olunca bu olumsuz sonuçlar ihtimaline göre hareket edilerek kentsel dönüşüm projelerinden vazgeçmek doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

Ama şu bir gerçek ki, ulusal veya yerel siyaset kurum ve kişileri bu konuda pek de masum sayılamazlar. Zamanında düzenli ve planlı bir kentsel gelişme sağlayamadıkları veya göz ardı edildiğinden gecekondulaşma gibi olumsuz gelişmelere yol açmışlarken, daha sonra aynı kişi ve kurumlar daha zor şartlarda ve daha maliyetli projelerle kentsel dönüşüm çalışmalarına girişip, güya kente ilişkin önemli işler yapmış oluyorlar.

Kentsel dönüşüm konusunu düzenleyen yasal düzenlemeler yapılıncaya kadar bu konuda çok belirsizlik ve düzensizlikler söz konusu idi. Haziran 2005 yılında “Yıpranan Kent Dokularının Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun” çıkarılarak “kentsel dönüşüm” için belediyelere ve il özel idarelerine yetki verilmiş oldu. Bu kanun ile tarihi yerlerin yeniden canlandırılması için restorasyon ve tarihi bir özelliği olmayan yerlerin yıkılarak ama buranın sakinleri mağdur edilmeyerek bu alanlarda yeni ve modern alanların geliştirilmesi amaçlandı.

Kentsel Dönüşüm Proje Türleri

Buraya kadar anlatılanlara ve ilgili Kanun’un amaçlarına bakılacak olursa kentsel dönüşüm projelerinin genelde kentlerde gelişen dört olumsuz gelişmeden dolayı yapılıp yürürlüğe konulduğu görülecektir. Bunlar; göç ve nüfus artışı gibi nedenlerle gecekondulaşma sonucu sağlıksız ve plansız gelişen yerlerin daha çağdaş ve sağlıklı bir kentsel alana dönüştürülmesi, eski ve artık işlevini yitiren sanayi alanlarının daha kullanışlı ve yararlı başka bir kentsel alana dönüştürülmesi, tarihi özelliği olan alanların restore edilerek başka bir şekle dönüştürülüp daha iyi korunması veya gezilmesi gereken bir alan haline getirilmesi ve son olarak doğal afetler veya olağanüstü durumlardan dolayı yıkılan veya eski görüntüsünü yitiren, yani başka bir şekle bürünmüş olan kentin veya kentsel alanların eski şekline veya daha iyi ve yeni bir şekle dönüştürülmesi olarak sayılabilir.

Burada sayılan dört durumdan gecekondulaşma, eski sanayi bölgeleri ve tarihi yerler ile ilgili dönüştürme çalışmalarından daha çok ilginç olan dördüncü durum ile ilgili bir değerlendirme yapmak istiyorum. Elbette kimsenin başına gelmesi temenni edilmez, ama normalde çok olumsuz ve istenmeyen sonuçlar doğuran doğal afet, askeri darbe ve savaş gibi durumlar bile kentlerin dönüştürülmesini hatta yeniden inşasını ya da en azından planlı gelişmesini sonuç vermek gibi olumlu sonuçlar doğurabilir. “Her sorun, olumsuzluk veya tehditte bile yakalanılabilecek ve değerlendirilebilecek fırsatlar vardır” mantığı ile hareket edilecek olursa, doğal afet ve savaş gibi olağanüstü hallerde kentlerin zarar görmesi ve yıkılması gibi hiçbir yerde yaşanması istenmeyen durumlar veya askeri yönetimler gibi demokrasiye darbe vurulan durumlar kentlerin veya ülkelerin yeniden ve planlı, hatta ideal bir şekilde inşa edilmesi fırsatını verebilir. Elbette ki bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmek gerekir. Bu her zaman kolay ve mümkün olmayabilir, çünkü çoğu zaman ekonomik veya siyasal sorunlar bu fırsatları değerlendirmeyi zorlaştırabilir, hatta bu fırsatlara tamamen engel olabilir.

İngiltere’de bir süre kaldığım Coventry kentinin yapılanması, İngiltere’nin genelde artık eskimiş ve yüksek katlı binalar olmadığından yatay olarak genişlemiş olan tipik şehir dokusundan çok farklıydı. Geniş ve düzgün bulvarlar, şehrin etrafını dolaşan ve uygun ve gerekli yerlerde şehir içi ile veya şehirlerarası yollara bağlantı yolları ve trafiksiz olarak dizayn edilen şehir merkezi ile dikkatimi çekmişti. Bunun nedenini sorduğumda, Coventry’nin İngiltere’nin sanayi ve silah-mühimmat kenti konumunda olduğu II. Dünya Savaşı yıllarında Hitler Almanya’sı tarafından bombalanıp yerle bir edildiği ve şehir yeniden inşa edilirken her şeyin ideala yakın tasarlanıp yapıldığı, sonuçta böyle modern yapılı ve fazla sorun yaşanmayan bir kentin ortaya çıktığını öğrenmiştim. Büyük zararlar gören II. Dünya savaşı mağdurları olan Almanya ve Japonya da savaş sonrasında en son teknolojiyi kullanabilme fırsatını iyi değerlendirerek, o dönemde gelişmiş ama endüstrisi ve teknolojisi eskimiş olan ülkelere fark atarak kısa sürede dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri oldular.

Aynı şekilde genelde askeri yönetim dönemlerinde kentlerin planlı ve düzenli geliştiği gözlemlenmiştir. Demokrasiye ters ve olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilen askeri darbe ve devamındaki askeri yönetimin böyle olumlu bir hizmete imza atabilmesinin altındaki önemli gerçek, bu dönemlerde, siyasal partiler veya başka gruplar arasında kısır çekişmelerin olmaması ve iktidar-muhalefet çekişmesinin olmaması, yönetimin iş yapılması yönündeki her eylem ve işleminin bürokrasi tarafından emir telakki edilmesi veya gerçekte emir verilmesi ve devamında emrin yerine getirilip getirilmediğinin çok sıkı bir şekilde denetleniyor olmasıdır.



Kahramanmaraş Ve Kentsel Dönüşüm

Konuyu Kahramanmaraş örneğinde düşünecek olursak Kahramanmaraş kentsel görüntüsünün dörde ayrıldığını söylemek mümkündür. Bunlar; eski Maraş olarak bilinen ve tarihi sit alan olan kent merkezi ile yakın çevresinden oluşan bölge, şehrin merkezinde ve aktif ticaret hayatının yaşandığı yerde kalan eski sanayi bölgesi ve hatta artık şehrin merkezinin ulaşmaya başladığı yeni sanayi bölgesi, kentin güney batı bölümünde gecekondulaşan alan ve son olarak 12 Eylül sonrası askeri hükümet zamanında planlanan ve sonrasında sağlıklı olarak gelişip modern bir kent görüntüsünde olup “Yeni Maraş” olarak bilinen kentin batıya uzanan bölümü olarak açıklanabilir.

Bu dört kentsel görüntüden ilk üçü için, yukarda anlatılan dört kentsel dönüşüm projesi türlerinden biri gündeme gelebilir. Tabiî ki doğal afet veya olağanüstü hallerde ortaya çıkabilecek bir bozulma sonucunda yapılabilecek dördüncü tür bir proje hiçbir yer için temenni edilemeyeceği gibi Kahramanmaraş için de telaffuz bile etmek istemeyiz ama diğer üç tür proje Kahramanmaraş için gündeme gelebilir. Örneğin merkezdeki tarihi doku, kapsamlı bir restorasyon ile kentte turizmin canlanmasına katkıda bulunabilirken, eski sanayi bölgesi yıkılıp yerine iş merkezleri yapılarak kentin ticari yönden gelişmesi sağlanabilir ve gecekondulaşan bölge de yıkılarak burada yasayan insanlara daha çağdaş bir yaşama ortamı sağlanabilir.

Özellikle kentin güneybatısındaki ovaya ve hatta baraj gölüne bakan yamaçta oluşan gecekondulaşan alan yıkılıp bu alana kentsel dönüşüm projesi uygulanacak olursa burada yolları, yeşil alanları ve sosyal ve ticari amaçlı mekanları barındıracak şekilde çağdaş bir meskun mahal olacak şekilde bir parselasyon veya plan çerçevesinde, çok katlı binalardan ziyade etrafında genişçe boş alan veya bahçe bölümleri olan bir, iki veya en fazla üç katlı müstakil evler yapılırsa burası kentin en güzel ve en çekici bölgesi olabilir. Belediye, öncelikle böyle bir proje ile kentsel dönüşüm konusunu ve kavramını artık düşünce ve plan aşamasından çıkarıp gündemine almalıdır.

Elbette bununla da yetinilmemeli ve devamında merkezde kalan sanayi bölgesini dönüştürme ve nihayet kapsamlı bir restorasyon ile tarihi kent dokusunun görüntüsünü değiştirecek projeler geliştirip uygulamalıdır. Kısacası Kahramanmaraş artık Cumhurbaşkanı veya Başbakan geleceği zaman geçilip görülecek yerlerdeki cadde ve sokakları asfaltlanan kent olmaktan kurtulmalı, temiz ve düzenli bir kent dokusu ile her zaman ve her yerde her türlü hizmet veya faaliyet programlanan ve yürürlüğe konulan modern bir kent havasına bürünmelidir. Kentsel dönüşüm için de artık adım atılmalıdır. Bunun için de sorunlarla karşılaşılmaktan çekinilmemeli, ama projenin niteliğinden kaynaklanan sorunlar gözden uzak tutulmamalı ve gerekli önlemler alınmalıdır ki uygulama küçük sorunlardan dolayı etkilenmeyip başarılı olsun.



[ PDF formatında açmak ve saklamak için tıklayınız.]








Ahmet Hamdi AYDIN    
31. Sayıdan    

  Yazarın Diğer Yazıları
  • YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
  • BELEDİYELERİN ÖRGÜTSEL VE İŞLEVSEL SORUNLARININ ARKA
    PLANINDAKİ MALİ SORUNLARI
  • Yerel Yönetimlerin bir Türlü Karşılanamayan İhtiyacı: Reform
  • KENTSEL (ve Ulusal) DÜZEYDE (Diplomasi Değil) PROTOKOL-NEZAKET KURALLARI
  • Belediye Hizmetlerine Goniillu Katilim Uzerine Gonlumden Geldigi Gibi
  • Genel bütçe-Uluslararası Fon Kaynakları-Özerklik Üçgeninde Belediyeler
  • Belediyelerin “İletişim Köprüsü”nden Geçen Halk (ile İlişkiler)!
  • Yerel Siyaset Dergisi’nin “Yerel Siyaset” Literatürüne Katkısı
  • Sosyal Çevre - Doğal Çevre İlişkisi Bağlamında
    Bireyin Doğal Çevreye Etkisi Konusunda Bir Görüş
    Geliştirme Çabası
  • Türkiye’de Yerel Siyaseti Etkileyen Seçim Sistemi mi Seçimin Sonucu mu?
  • Bir “Yerel Yönetim” olan “Özel İdare”nin “Genel Meclisi”
  • BELEDİYELER ‘BİRLİK’TE HAREKET ETMELİDİR
  • İSTANBUL METROPOLİTAN KENTİNDE POLİSİN TEŞKİLATLANMASI
    VE YÖNETİMİ İÇİN BİR MODEL ÖNERİSİ
  • KENTLİNİN, YAŞADIĞI KENT YÖNETİMİNİN ÖZERKLİĞİNİN
    GÜÇLENMESİNİ İSTEME HAKKI
  • TOPLUMSAL GÜVENLİK VE YEREL SİYASET
  • DEMOKRATİK KÜLTÜRÜN GELİŞMESİNDE GÜVENLİK
    HİZMETİNİN YERELLEŞMESİNİN ROLÜ VE ÖNEMİ
  • YEREL SİYASET-HİZMET-YÖNETİM VE İDEOLOJİ-İDEOLOJİLER İLİŞKİSİ
  • YEREL SİYASETTE İNSAN İLİŞKİLERİNDE GÜVEN BUNALIMI VEYA SOSYAL
    SERMAYE FAKİRİ OLMAK


      Haberler
     
     

    Bu yıl ülkemizde yaz mevsimi alışıldık mevsimler şartların ötesinde, bol yağmurlu olarak geçiyor

     
    YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ ve BELEDİYELER
    Ahmet Hamdi AYDIN
    E-BELEDİYECİLİK YA DA DİJİTAL KENTLER
    M. Akif ÇUKURÇAYIR
    KENTSEL KALKINMA ve SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
    Erol KAYA
    BDP’li BELEDİYELER NE YAPMAK İSTİYOR?
    Hulusi ŞENTÜRK
    Son Sayıdan Tüm Yazılar
    En Çok Okunanlar